Sivil Toplum Örgütlerinde eleştiri ve özeleştiri demokratik bir hak olup, bu hakkı o sivil toplumun her üyesi her kademede kullanma hakkına sahiptir. Bu nedenle 28.01.2011 tarihli “ DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIMIZ “ diye başlayan, 24 Nisan 2010 tarihindeki Olağanüstü Genel Kurul da seçimi kaybeden arkadaşlarımızdan Beysefa Altunbulak, Zeki Ersin ve Hüsnü Güner tarafından hazırlanarak vakıf üyelerimize gönderilen bildiriyi arkadaşlarımızın demokratik hakları olarak değerlendiriyoruz.
Yeni bir yıl , Size sağlıklı, mutlu güzel günler, Ülkemize barış, demokrasi, adelet ve özgürlük getirmesi dileğiyle,
İyi Seneler...
Türtav Yönetim Kurulu
Türkiye Tarımcılar Vakfı'nda nöbet değişikliği
Çarşamba, 18 Ağustos 2010 13:59
Türkiye Tarımcılar Vakfı Olağanüstü Genel Kurulu 24 Nisan 2010 Cumartesi günü yapıldı.
Genel Kurul'da iki liste yarıştı. Oylar sayıldığında Kanber Kul yönetiminde oluşan listenin kazandığı görüldü. Böylece Tarımcılar Vakfı yönetiminde bir nöbet değişikliği gerçekleşti. Yeni Yönetim Kurulu, Genel Kurul'dan sonra yaptığı toplantıda kendi arasında görev bölüşümü yaparak Vakıf başkanlığına Kanber Kul'u getirdi. Kul, geçtiğimiz dönemlerde Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Sekreterliği görevini yürütmüştü.
Yeni yönetim ve denetim kurulları şu isimlerden oluşuyor:
Yönetim Kurulu
Vakıf Başkanı: Kanber KUL
II. Başkan : M. Kasım ULAŞ
Vakıf Sekreteri: Leyla KAYA
Sayman : Seyfi TAŞ
Üye : Abdulkadir ÖZKAN
Denetleme Kurulu
Caner ÖZMEN
Mahmut BASİT
H.Zeki KENDİGELEN
Onur Kurulu
M. Ali AKALIN
Şevket KAVAK
Muharrem AKSOY
Vakıf Başkanı Kamber Kul ile görevi devralmasının ardından Ziraat Dünyası adına bir görüşme yaptık. Kul, görüşmede Türkiye Tarımcılar Vakfı ile Türkiye Ziraatçılar Derneği arasında yakın işbirliği kurulmasına verdiği önemi belirterek şunları söyledi:
"Türkiye Tarımcılar Vakfı'nın yeni yönetimi olarak öncelikli görevimiz, Vakfın mal varlığını ve üyelerimizin haklarını korumak ve geliştirmektir. Bilindiği gibi Türkiye Tarımcılar Vakfı, Türkiye Ziraatçılar Derneği'nin bağışladığı mal varlığı temelinde Ziraat Teknisyenleri ve Teknikerlerinden oluşan üyelerinin haklarını ve yaşam koşullarını geliştirmeyi amaçlayan bir kuruluştur. Bu amaçla bugüne kadar bu yönde atılan adımlara sahip çıkacak, yanlış gördüğümüz yönleri düzelteceğiz. Vakıf, muhakkak ki iktisadi bir takım faaliyetlerde bulunacaktır; ancak bu adımları atarken son derece dikkatli olmak, Vakfımızın mal varlığını ve geleceğini tehlikeye sokacak adımlardan kaçınmak zorundayız. Bu nedenle, mevcut faaliyetleri bu bakış açısıyla yeniden değerlendireceğiz. İktisadi faaliyetlerimizin yanı sıra üyelerimizin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak, Türkiye Ziraatçılar Derneği ile yakın işbirliği halinde tarım sektörünün sorunlarını kamuoyuna duyurmak ve çözüm yolları önermek de görevlerimiz arasındadır. Bu amaçla, yeni Vakıflar Kanunu'nun öngördüğü koşullar dahilinde Vakfın üye tabanını genişletmeyi, yayın faaliyetini düzenlemeyi ve geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu vesile ile aynı gövde üzerinde 2 dal
Olarak gördüğüm Derneğimizin ve Vakfımızın tüm üyelerini sevgi ile kucaklıyor, dostça Selamlıyorum.”
Son Güncelleme: Salı, 24 Ağustos 2010 20:33
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi
TÜRTAV Araştırma Birimi
Ülkemizde halk arasında Kene, Sakırga,Yavsı,Kerni gibi isimlerle bilinmektedir.Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup,adında da anlaşılabileceği gibi hastalığın farklı zamanlarda Kırım ve Kongo’da görülmesi nedeniyle bu şekilde adlandırılmıştır. Dünyanın her bölgesinde yaşamaktadırlar.Türkiye’de ilk defa 2002 yılının ilkbahar ve yaz aylarında başta Çorum,Amasya,Tokat Sivas,Gümüşhane, Bayburt,Yozgat,Erzurum,Erzincan ve çevresi olmak üzere İç ve Doğu Anadolu bölgelerinin kuzeyi ile Karadeniz Bölgesi’nin güney kesimlerini kapsayan geniş bir coğrafi alanda görülmüştür. 2003 yılında da hastalığın KKKA olduğu anlaşılmıştır.Daha sonra Bartın,Ankara,Çankırı,Kastamonu,Bolu,Balıkesir gibi illerde de hastalık görülerek genişlemiştir.
Keneler morfolojik olarak tek bir parçadan oluşmuştur. Virüs; sığır, koyun, keçi, tavşan ve tilki gibi hayvanlardan tespit edilmiştir.KKKA virüsü kenelerin konakladığı hayvanlara bulaşmasına rağmen hayvanlarda; bazen hafif ateş çıkabilir, bunun dışında hastalık belirtisi görülmemektedir. Buna karşılık hayvanlar hastalığın yayılmasında aracı rol (portör) oynamaktadır.
Genel olarak mayıs ve ekim ayları arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da görülebilir.Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, hayvancılık ile uğraşanlar, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp yapanlar risk altındadır.
Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak,döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yere; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra iyotlu antiseptik(tentürdiyot) sürülmelidir. (şayet sabunlu su bulunmaz ise alkol içeren mendiller kullanıla bilinir).
Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet kullanılmalıdır.
Korunma ve Kontrol
1- Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka koruyucu önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir.. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir.
2- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.
3-Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.
4-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan alınmalıdır. (ısırılan yer; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir.)
5- Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir.
6- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.
7-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.
8- Hayvan sahipleri ; hayvanların sağım ve kesim zamanını dikkate alarak; hayvanlarını ve hayvan barınaklarını diğer dış parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez ilaçlamalıdır.
9- Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (repellentler; sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.)
10- Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice akarisid uygulamalarına başvurulabilir. Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları faydalı görülmemektedir.
11-Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg, deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3 kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir
ilkbahar ve sonbahar döneminde olmak üzere yılda en az iki kez ağıllar ve ahırlarda, hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları ve hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanlarda pülverizatör ile ilaçlama yapılmasının yetiştiricilere iyi bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Aynı dönemde büyük ve küçükbaş hayvanların ektoparaziter ilaçlanmanın yapılması, kene mücadelesinde; kırsal kesimde yaşayanlar başta olmak üzere, halkın hastalık hakkında bilgilenmesi ve bilinçlenmesi için yayım çalışmalarına ağırlık verilmelidir..
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Dünya Sağlık Örgütü (Who) Veteriner Hekimleri Derneği Dergisi Cilt:77,Sayı:2,2006 Prof. Dr. Mehmet Bakır Doç.Dr. Zati Batansever Dr.Arife ERTÜRK